ALL tamamen iyileşir mi? Kayseri’de bir kış gecesiyle başlayan umut hikâyem
Kayseri’de kış akşamları bana hep aynı duyguyu yaşatırdı. Hava erken kararır, sokak lambalarının altında ince bir sessizlik oluşur, insan kendi düşüncelerinin sesini daha fazla duyar. Ben de 25 yaşında, küçük bir evde yaşayan ve neredeyse her gün birkaç satır da olsa günlüğüne yazan biriyim. Yazmak benim için sadece kelimeleri bir araya getirmek değildi; içimde sakladığım korkuları, sevinçleri ve kırgınlıkları dışarı bırakmanın bir yoluydu.
O gece de günlüğümün başındaydım. Kalem elimdeydi ama uzun süre tek bir cümle bile yazamadım. Çünkü birkaç gün önce duyduğum bir soru zihnimde dönüp duruyordu:
“ALL tamamen iyileşir mi?”
Bu soru basit gibi görünüyordu ama içinde koca bir dünyanın ağırlığını taşıyordu. İçinde korku vardı, belirsizlik vardı, beklemek vardı. Bir insanın hayatının bir anda değişebileceğini hatırlatan o ağır sessizlik vardı.
Bir hastane koridorunda duyduğum cümle
Bizimmotokurye ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “ALL tamamen iyileşir mi” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Her şey, yakın bir aile dostumuzun yaşadığı zorlu süreçle başladı. Onunla hastane koridorunda oturduğumuz bir gün, yüzündeki ifadeyi hiç unutamıyorum. Normalde çok güçlü duran biriydi. İnsanlara moral veren, herkesin yanında sakin kalan bir yapısı vardı. Ama o gün ellerini birbirine kenetlemiş, sessizce yere bakıyordu.
Yanına oturdum. Ne diyeceğimi bilemedim. Bazen insan, sevdiği birine destek olmak ister ama doğru kelimeleri bulamaz. “Her şey güzel olacak” demek kolaydı ama o cümlenin arkasındaki gerçek duyguyu hissettirmek çok daha zordu.
Bana dönüp “Sence bu hastalık geçer mi?” diye sordu.
İşte o an içimde büyük bir boşluk oluştu. Çünkü bu sadece bir hastalık sorusu değildi. Aslında sorduğu şey şuydu: “Hayallerime geri dönebilecek miyim? Eski hayatımı yeniden yaşayabilecek miyim?”
O gün eve dönerken Kayseri’nin soğuk havasını yüzümde hissettim. Otobüs camından dışarı bakarken içimde büyük bir üzüntü vardı. Aynı zamanda öğrenme isteği de vardı. Çünkü korkunun en büyük sebebinin bilinmezlik olduğunu fark ettim.
ALL nedir ve iyileşme umudu neden önemlidir?
ALL yani akut lenfoblastik lösemi, kan hücrelerini etkileyen bir kanser türüdür. Bu hastalığın adı bile birçok insanın içinde büyük bir korku oluşturabilir. Ben de ilk duyduğumda aynı şeyi hissetmiştim. İnsan bazen sadece bir kelimeyle bile en kötü ihtimalleri düşünmeye başlayabiliyor.
Ama zamanla şunu öğrendim: Hastalıkların hikâyesi sadece başlangıcından ibaret değildir. Bir tanı konulduğunda hayat bitmez. Aksine, yeni bir mücadele dönemi başlar.
ALL tamamen iyileşir mi sorusunun cevabı birçok kişi için umut taşıyan bir noktaya dayanır. Günümüzde özellikle çocukluk çağındaki ALL vakalarında tedaviyle uzun süreli iyileşme ve hastalığın tamamen kontrol altına alınması mümkün olabilmektedir. Ancak her insanın durumu farklıdır. Yaş, hastalığın özellikleri, tedaviye verilen yanıt ve birçok başka etken sonucu etkileyebilir.
Bunu öğrendiğimde içimde garip bir duygu oluştu. Hem geçmişteki korkuma üzüldüm hem de umutlandım. Çünkü bazen insan, sadece kötü ihtimalleri düşünerek kendini karanlığa hapsedebiliyor.
Günlüğümdeki en zor sayfa
Günlüğümde bazı sayfalar vardır, tekrar okumaya çekinirim. Çünkü o satırlarda sadece yaşananları değil, hissettiğim duyguları da görürüm.
Bir gün şöyle yazmışım:
“Bugün güçlü görünmeye çalıştım ama aslında çok korktum. Sevdiğim birinin zorlandığını görmek beni çaresiz hissettirdi. Keşke bütün acıları onun yerine ben taşıyabilsem.”
Bu cümleyi yazdığım gece uzun süre uyuyamadım. Hayatta bazı şeyleri kontrol edemediğimizi kabul etmek çok zor geliyor. İnsan sevdiği biri acı çekerken kendini yetersiz hissedebiliyor.
Ama aynı günlerde başka bir şey de fark ettim. Umut, her zaman büyük ve gösterişli bir duygu olarak gelmiyor. Bazen küçük bir gülümseme oluyor. Bazen güzel geçen bir tahlil sonucu oluyor. Bazen sadece “Bugün dünden daha iyiyim” diyebilmek oluyor.
Bir kahve, bir sohbet ve değişen düşüncelerim
Aylar sonra yine Kayseri’de soğuk bir sabah yaşandı. Bir kafede oturmuş kahvemi içerken eski günleri düşündüm. Yanımda aynı mücadeleden geçen yakınım vardı. Yüzündeki ifade eskisi gibi değildi. Daha yorgundu belki ama daha güçlü görünüyordu.
O gün uzun uzun konuştuk.
Bana tedavi sürecinde en zor şeyin bazen hastalık değil, belirsizlik olduğunu söyledi. İnsan ne zaman düzeleceğini, eski hayatına ne zaman döneceğini bilmek istiyor. Beklemek gerçekten çok zor.
Ama sonra gülümsedi ve şöyle dedi:
“Eskiden yarını düşünmezdim. Şimdi küçük şeylerin değerini biliyorum.”
Bu cümle beni çok etkiledi. Çünkü hastalık hayatın ne kadar kırılgan olduğunu gösterirken aynı zamanda ne kadar değerli olduğunu da hatırlatıyordu.
Eve döndüğümde günlüğümü açtım. Uzun zamandır yazmadığım kadar içten yazdım. O gün ilk kez ALL kelimesini sadece korkuyla değil, mücadele ve umutla da ilişkilendirdim.
ALL tamamen iyileşir mi sorusuna kalpten bir cevap
Bugün biri bana “ALL tamamen iyileşir mi?” diye sorsa, ona sadece tek bir cümle söylemem.
Ona önce şunu anlatırım: Evet, birçok kişi tedaviyle iyileşme sürecine ulaşabiliyor ve özellikle bazı ALL türlerinde başarı oranları oldukça yüksek olabiliyor. Ancak bu yol herkes için aynı şekilde ilerlemiyor. Bu nedenle doktorların değerlendirmesi ve kişiye özel tedavi planı büyük önem taşıyor.
Ama bunun yanında şunu da söylerim:
Bir hastalık sadece tıbbi sonuçlardan ibaret değildir.
O hastalığı yaşayan kişinin korkuları vardır. Ailesinin endişeleri vardır. Beklenen haberler, geçirilen zor günler, kutlanan küçük zaferler vardır.
İyileşme bazen sadece hastalığın ortadan kalkması değildir. Yeniden gülmeye başlamak, gelecekle ilgili plan kurabilmek, eski alışkanlıklara dönmek ve hayata başka gözlerle bakabilmektir.
Umut bazen en sessiz anda gelir
Hayatım boyunca bazı geceleri unutmayacağım. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürüdüğüm, kafamda binlerce düşünceyle eve döndüğüm geceleri… Hastane koridorlarında beklediğim anları… Günlüğüme korkularımı yazdığım sayfaları…
Ama en çok da umut ettiğim anları hatırlayacağım.
Çünkü insan bazen en karanlık zamanlarda bile içinde küçük bir ışık taşıyor. O ışık bazen bir doktorun söylediği güzel bir haber oluyor, bazen bir yakının gülümsemesi, bazen de sadece “Bugün biraz daha iyiyim” diyebilmek oluyor.
ALL tamamen iyileşir mi sorusu, benim için artık sadece bir hastalık sorusu değil. Bu soru bana insanların ne kadar güçlü olabileceğini, umudun ne kadar değerli olduğunu ve hayatın küçük anlarının bile ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
Günlüğümün son sayfalarından birinde şöyle yazıyor:
“Bazı savaşlar insanı yorar ama bazı mücadeleler insanın içindeki gücü ortaya çıkarır. Önemli olan karanlığı görmezden gelmek değil, karanlığın içinde bile bir ışık arayabilmektir.”
Ve ben bugün hâlâ o ışığa inanıyorum.
Umarız “ALL tamamen iyileşir mi” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Bizimmotokurye ailesiyle kalmaya devam edin!